Geçtiğimiz sezonun başında Kobe Bryant, aşil tendonu kopması
gibi çok ağır bir sakatlık sonrasında, eski seviyesine gelebileceğini ya da en
azından yaklaşabileceğini göstermek bir yana, henüz sahaya bile çıkamamışken ve
değil aşil tendonu kopmuş birisi, sakatlık sicili temiz bir basketbolcu için
bile tehlike bölgesi demek olan 35 yaşındayken Lakers’tan iki yıl için 48.5
milyon dolarlık, bu sezondan itibaren yürürlüğe giren ve 38’inci doğumgününe
iki ay kala bitecek olan yeni bir kontrat almıştı.
Kontratı yalnızca basketbol boyutunda değerlendiren hemen
herkes oyuncuya aktüel değerinin üstünde, hatta epey üstünde bir para verildiği
fikrindeydi, ki haklıydılar. Sonuçta, değerlendirmenin sadece basketbol
boyutunda yapılmaması gerekliliği bir tarafa, bu sporu yapan birisinin
yaşayabileceği en baş belası sakatlıklardan birinden 35 yaşında dönmeye çalışan,
üstelik sakatlık öncesinde dahi son birkaç yıldır oyunun topun rakipte olduğu
kısmında vasatı bile bulamayan bir oyuncunun, kadrosunu yenilemeye çalışan bir takımın
kuralların sınırladığı maaş toplamının %40’ından fazlasını tek başına
kaplamasının mantıksız olduğu açıktır.
Kobe ise o kontratı hak ettiğini düşünüyor. Yıllardır
Lakers’a hizmet verdiği için kulübün kendisine bir vefa borcu olduğuna
inandığından değil, NBA koşullarında hala yıllık 25 milyon dolarlık bir oyuncu
olduğuna inandığından düşünüyor. Gerçekten, samimi olarak düşünüyor. Bu durumu
komik bulabilirsiniz. Ama Kobe’nin 1996’da başladığı NBA kariyerinde, Michael
Jordan’ı geçemese bile onunla kıyaslanma noktasına ulaşmasını sağlayan da
herhalde saçmalık boyutlarındaki bu özgüven.
Kapının ucunda ufacık bir aralık bırakmaya çalışsa da,
kendisinin de söylediği gibi Kobe artık kariyerinin son iki yılında. Hala daha
fazlasını kazanmak için arzu duyuyor, ama aynı zamanda hem kariyer hem de mali
birikim anlamında dünyalığını yaptı. Bunun sağladığı zihinsel rahatlığa, “yolun
yarısı”na gelmiş bir insanın olgunluğu ve bir de o saçmalık boyutlarındaki
özgüven eklenince, ortaya dünyanın dinlemesi ya da okuması en ilginç ve
eğlenceli sporcularından biri çıkıyor. Yazıda da okuyacağınız gibi, maalesef
Kobe bir otobiyografi için kendisini hiç hazır hissetmiyor ama onun dünyasına
pencereden de olsa bakmak için bu tip yazılar güzel birer fırsat.
Keyifli okumalar...
![]() |
*Birazdan okuyacağınız yazı, ilk olarak Sports Illustrated Longform'da yayınlanmıştır.*
|




