Bizi Twitter'dan takip etmek için: @sotatercuman
Çeviri arşivimize ulaşmak için tıklayın.


Fransa Turu'na Nasıl Hazırlandım?

Birazdan okuyacağınız yazı, ilk olarak 29 Haziran 2014 tarihinde Esquire'da yayınlanmıştır.
İçimdeki suçluluk duygusu huzursuz ediyor. Dün çektiğim ziyafet yüzünden karnım hala tok. Pencereyle odanın karanlığı arasındaki boşluktan sızan gün ışığı, gözlerimi kamaştırıyor; aniden içeri giren aydınlığın alacakaranlığına alışmaya çalışıyorum.

4 Temmuz 2015 Cumartesi Leave a comment

Roger Federer'in Dokuz Raketi

Birazdan okuyacağınız yazı, ilk olarak 29 Ağustos 2014 tarihinde The New Yorker'da yayınlanmıştır.

Geçtiğimiz hafta Salı günü, sabah saatleri. Amerika Açık’ın ikinci günündeyiz. Nate Ferguson ve Ron Yu, Yu’nun Doğu Manhattan’daki otel odasındalar. Ferguson iki büyük yataktan birinin köşesinde otururken, Yu müşterileri Roger Federer’in o gün akşam saatlerinde oynayacağı ilk tur maçı için sipariş ettiği dokuz raketin sonuncusuna kordaj çekiyor. Federer her maç, yeni toplar açıldığında yani ilk yedi oyun ve ardından gelen her dokuz oyundan sonra, raketini değiştiriyor. Dokuz raket, turnuvanın kendisi için açılışı olacak maçta ona yeter, hatta artabilir bile. Hazır haldeki diğer sekiz raket, odadaki şifoniyere dayalı şekilde sıraya dizilmiş. Her birinin boğazına yapıştırılmış küçük beyaz bantta raketin kordajlandığı tarih ve kordajın tansiyon değeri yazıyor. Federer  önceki akşam attığı bir mesajla taleplerini ayrıntılı biçimde Yu’ya iletmiş: Üç raketin tansiyon değeri 26 kg (Ferguson açıklıyor: “Roger bu işin pound değil kilogram hesabıyla yapılmasını istiyor”), beşi 26.5 ve biri de 27 kg olacak şekilde kordaj çekilecek.” Makaralar dolusu raket teliyle rulo rulo bant şifoniyerin üstüne saçılmış.

29 Haziran 2015 Pazartesi Leave a comment

Güzel Oyuncu: Andrea Pirlo

Birazdan okuyacağınız yazı, 5 Haziran 2015 tarihinde Football365.com'da yayınlanmıştır.

Andrea Pirlo’nun kariyerinde, Juventus formasını giymeye başladığı günden bu yana beklenmedik bir rönesans yaşanıyor. İtalyan oyuncu, futbol dilencileri için bir simge haline geldi. Hem de hiçbir olumsuz çağrışıma mahal vermeden... Peki, bunu nasıl başardı?

6 Haziran 2015 Cumartesi Leave a comment

Dream Team: Tarihin En Büyük Seyircisiz Maçı

Birazdan okuyacağınız yazı, Jack McCalum'un Dream Team kitabının giriş kısmı ve 28'nci bölümünün çevirisidir.

“Yaşım ilerledikçe yeni şeyler daha az, zamana göğüs geren şeyler daha çok ilgimi çekiyor.”
-JAMES HYNES

“Uçmaktır yaşamak
Yerde ve gökte
O zaman, silkele kanadındaki tozları
Uyan bu derin uykudan.”
-TOWNES VAN ZANDT

“Angola neresidir bilmem. Ama Angola ayağını denk alsın.”
-CHARLES BARKLEY

18 Mayıs 2015 Pazartesi Leave a comment

"Anne! Bak, Nerede Oynuyorum!"

Birazdan okuyacağınız yazı, ilk olarak 8 Mayıs 2015 tarihinde Sports Illustrated'da yayınlanmıştır.

Houston’lı olanı da var, Compton’da büyüyeni de, Iowa’nın küçük bir kasabasından ya da Michigan’dan geleni de... Her biri anne olmadan önce birer sporcuymuş. Tennis, basketbol oynamışlar ya da atletizm pistlerinde yarışmışlar. Showtime Lakers’ı, Bad Boys Pistons’ı izlemişler. Magic ve Isiah’a hayran olmuşlar. Hamile kalıp tüm zorluklara rağmen çocuklarını doğurmuşlar. Hastane yatağında, çocuklarını nihayet kucaklarına aldıklarında küçük ellerine bakıp duygulanmışlar. Babasının yokluğunda o küçük oğlanı büyütmek de, o yokluğu açıklamak da onlara kalmış. İlk basketbol toplarını alan da ellerinden tutup takıma yazdıran da onlar olmuş. Tekrar tekrar yapılan smaçlar yüzünden kırılan küçük potaları yenisiyle değiştirmekten asla yılmamışlar. Oğullarına şut atmayı, top sürmeyi öğretmişler. “Bu çocuk çok iri” diye şikayet edenleri susturmak için doğum belgesini sürekli yanlarında taşımışlar.

İşyerleri hep uzakta, mesaileri hep uzunmuş. Evin kredisini ödeyebilmek için fazla vardiya yapmaktan başka çareleri de yokmuş. Arabaları yoksa otobüse binmişler, otobüse binecek paraları da yoksa yürümüşler. Restoranlardaki en ucuz kampanya menüleri ezberlerindeymiş. Uyuşturucu tacirinin oğlu yeni Jordan’larıyla mahallede yürürken, bir çocuğun istediklerini başka şekilde elde edebileceğini anlatan da yine onlar olmuş. Draft’ları izleyip genel menajerlerden hayali telefonlar almışlar. O zaman bunlara gülüyorlarmış tabii ama maçları izlerken mideleri öyle bir sancıyormuş ki ülser olmaktan korkmuşlar ve hepsi de içten içe, bir gün NBA’in kapılarını çalacağını biliyormuş.

10 Mayıs 2015 Pazar Leave a comment

« Önceki Kayıtlar Daha Yeni Kayıtlar »
Blogger tarafından desteklenmektedir.

İzleyiciler